İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasının engellenmesi suçunun (TCK m.115) soruşturma ve kovuşturma evrelerini, 'şikayete tabi olmaması' prensibiyle birlikte açıklayınız. Bu suçta 'şikayetten vazgeçmenin' hukuki sonuçlarını ve 'zamanaşımı' süresinin (TCK m.66) belirlenmesindeki kriterleri irdeleyiniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #50290

İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasının engellenmesi suçu (TCK m.115), 'şikayete tabi' bir suç değildir. Bu, Cumhuriyet Savcılığı'nın suçun işlendiğini öğrenir öğrenmez resen soruşturma başlatması gerektiği anlamına gelir. Mağdurun şikayetçi olmasına gerek yoktur, dolayısıyla şikayetten vazgeçme de dosya üzerinde herhangi bir hukuki etki yaratmaz; kamu davası devam eder. Soruşturma evresi, savcılığın şüpheli hakkında yeterli delil ve şüpheye ulaşmasıyla iddianame düzenlemesiyle sonuçlanır; aksi halde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Kovuşturma evresi ise, mahkemenin iddianameyi kabul etmesiyle başlar ve duruşmalı olarak yürütülür. Zamanaşımı süresi, TCK m.66 uyarınca bu suç için 8 yıl olarak belirlenmiştir. Bu süre, suç için kanunda öngörülen cezanın beş yıldan fazla olmaması (ancak bir yıldan az da olmaması) durumuna göre tayin edilir. Zamanaşımı süresinin dolmasıyla dava düşer ve yargılama yapılamaz. Bu suçun niteliği (temel hak ve hürriyetlere karşı olması) gereği kamu düzenini ilgilendirmesi, şikayete tabi olmamasının temel nedenidir, bu da Devletin bu tür ihlallere karşı etkin bir şekilde mücadele etme iradesini yansıtır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/inanc-dusunce-ve-kanaat-hurriyetinin-kullanilmasinin-engellenmesi-sucu/, TCK m.66, 115)