Taksirle öldürme suçunda (TCK m.85) 'doktor hatası' (tıbbi malpraktis) nedeniyle sorumluluğun belirlenmesi sürecini, 'tıp biliminin gereklerine uygunluk' ve 'sır saklama yükümlülüğü' prensiplerini de dikkate alarak açıklayınız. Doktorun, 'hedeflediği sonuca ulaşamamaktan değil, bu sonuca varmak için yaptığı her bir uygulamanın dikkat ve özenle yapılmasından' sorumlu olmasının ve Adli Tıp Kurumu raporlarının önemini irdeleyiniz.
Doktor hatası (tıbbi malpraktis), hastaya tıbbi uygulama yapılırken dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılması veya mesleki bilgi yetersizliği/acemilik nedeniyle yanlış uygulama yapılmasıdır. Doktor hatası sonucu ölüm meydana gelirse, doktor taksirle ölüme neden olma suçundan yargılanır. Doktorun sorumluluğu, vekil-müvekkil ilişkisi çerçevesinde geniş yorumlanır; doktor, hastasının kişisel özelliklerine en uygun tedaviyi seçmeli ve tüm koruyucu önlemleri almalıdır. Sorumluluğun belirlenmesinde, doktorun yaptığı uygulamanın 'tıp biliminin gereklerine uygun olup olmadığı', Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'ndan alınan bilimsel raporlarla tespit edilir. Bu raporlar, kusur tespiti ve nedensellik bağının kurulmasında kritik öneme sahiptir. Doktorlar, 'hedeflediği sonuca ulaşamamaktan değil, bu sonuca varmak için yaptığı her bir uygulamanın dikkat ve özenle yapılmasından' sorumludur. Yani, doktorun teşhis veya tedavideki başarısızlığı değil, bu süreçte gösterdiği dikkat ve özen eksikliği sorumluluk doğurur. Örneğin, ameliyat sırasında hastanın midesinde gazlı bez unutulması sonucu ölüm, taksirle ölüme neden olma suçunu oluşturur. Ayrıca, sağlık verilerinin hassasiyeti nedeniyle, doktorların 'sır saklama yükümlülüğü' de KVKK m.6 kapsamında özel bir önem taşır ve bu yükümlülüğe uyulmaması ayrı sorumluluklar doğurabilir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/taksirle-adam-oldurme-olume-neden-olma-sucu.html, KVKK m.6)