Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 06.11.2018 tarihli, 2017/18-869 E. ve 2018/504 K. sayılı kararı ışığında, imar kirliliğine neden olma suçunda (TCK m.184/1) 'bina' kavramının yorumunu ve bu kapsamda 'esaslı tadilat içermeyen değişiklikler'in suç oluşturup oluşturmadığını tartışınız. Binanın taşıyıcı unsurunu etkilememesi veya alan kazanma niteliğinde olmamasının hukuki sonuçlarını ve bu durumlarda uygulanacak idari yaptırımları açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #50284

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 06.11.2018 tarihli kararında, TCK m.184/1'deki imar kirliliğine neden olma suçunun ancak 'bina' yapma veya yaptırma eylemleriyle oluştuğu vurgulanmıştır. 'Bina' kavramı, 3194 sayılı İmar Kanunu m.5'e göre dar yorumlanmaktadır. Karar, ruhsatlı bir binada sonradan yapılan tadilat veya değişikliklerin suç oluşturup oluşturmadığının, bu değişikliklerin 'esaslı tadilat' niteliğinde olup olmadığına göre değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Eğer yapılan değişiklikler 'esaslı tadilat' içermiyorsa, yani binanın taşıyıcı unsurunu etkilemiyor veya alan kazanma niteliğinde değilse (örn. balkon kapatılması, iç duvar yıkımı ama alan artışı yok), TCK m.184/1 kapsamında suç oluşturmayacaktır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 02.05.2011 tarihli kararı (2009/8719 E., 2011/5937 K.) bu hususu desteklemektedir. Bu tür değişiklikler, ceza hukuku anlamında suç teşkil etmese de, İmar Kanunu m.42'de düzenlenen idari yaptırımlara (idari para cezası, mühürleme, yıkım kararı) tabi olabilecektir. Bu ayrım, ceza hukukunun son çare olması ilkesi gereği, hafif nitelikteki imar ihlallerini suç kapsamının dışında tutarak, daha ağır yaptırımları yalnızca ciddi ihlallere özgülemeyi amaçlar. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/binanin-vasfi-ve-yapidaki-tamiratin-imar-kirliligine-neden-olma-sucuna-etkisi, TCK m.184/1, 3194 SK m.5, 42, Yargıtay CGK 06.11.2018, Yargıtay 4. CD 02.05.2011)