Taksirle öldürme suçunda (TCK m.85) 'şahsi cezasızlık hali'nin (TCK m.22/6) uygulanma şartlarını ve bu halin 'bilinçli taksir' durumunda nasıl farklılaştığını açıklayınız. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/216 E., 2014/363 K. sayılı kararı ışığında, 'münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından' ibaresinin yorumunu ve olayın fail ve ailesi dışında başkalarına da zarar vermesi durumundaki hukuki sonuçları irdeleyiniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #50278

TCK m.22/6, taksirli suçlar bakımından kendine özgü bir 'şahsi cezasızlık hali' düzenler: 'Taksirli hareketi sonucu meydana gelen neticenin münhasıran failin şahsi ve ailevi durumu bakımından artık bir cezaya hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açması halinde faile ceza verilmeyecektir.' Bu hükmün uygulanabilmesi için: 1) Suç taksirle işlenmiş olmalıdır. 2) Meydana gelen netice 'münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından' etkili olmalıdır. Bu, failin kendi fiilinin mağduru durumuna düşmesi ve ailesinden birinin de zarar görmesi anlamına gelir. Yargıtay CGK'nın 2014/216 E., 2014/363 K. sayılı kararı, bu ibarenin kritik olduğunu vurgulamıştır. Karar, asli kusurlu olarak eşinin ölümü ve biri şikayetçi olmak üzere altı kişinin yaralanmasına sebebiyet veren sanık hakkında, eşinin ölümü sebebiyle mağdur olsa da, olayda 'münhasıran kendisi ve ailesi dışında başkalarının da zarar gördüğü' gerekçesiyle TCK m.22/6'nın uygulanamayacağına hükmetmiştir. 'Münhasıran' ifadesi, fail ve ailesi dışındaki üçüncü kişilerin doğrudan zarar görmemesi gerektiğini ifade eder. Bilinçli taksir halinde ise TCK m.22/6 doğrudan cezasızlık hali olarak uygulanmaz; ancak 'bilinçli taksir halinde verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir' hükmü uyarınca 'cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebep' olarak dikkate alınabilir. Bu, kanun koyucunun bilinçli taksirdeki kusur yoğunluğunu tamamen cezasız bırakmak istemediğini gösterir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/taksirle-adam-oldurme-olume-neden-olma-sucu.html, TCK m.22/6, 85, Yargıtay CGK 2014/216, 2014/363)