Taksirle öldürme suçunda (TCK m.85) 'bilinçli taksir'in (TCK m.22/3) uygulanması ile 'basit taksir'den (TCK m.22/2) ayrılan temel farklılıkları 'neticenin öngörülmesi' ve 'istenmemesi' kriterleri üzerinden detaylandırınız. Yargıtay'ın 'şansa veya kişisel becerilere güvenilerek davranışın yapılması' şeklindeki yorumunu somut örneklerle açıklayınız ve ceza sorumluluğu üzerindeki etkisini tartışınız.
Taksirle öldürme suçunda (TCK m.85), 'basit taksir' ve 'bilinçli taksir' (TCK m.22) arasındaki temel fark, failin neticeyi 'öngörüp öngörmediği' ve 'isteyip istemediği' noktasında ortaya çıkar. Basit taksirde (TCK m.22/2), fail öngörülebilir nitelikteki neticeyi öngörmez. Örneğin, dikkatsizlik sonucu bir trafik kazasına neden olmak. Bilinçli taksirde (TCK m.22/3), fail neticenin meydana gelebileceğini 'öngörmesine' rağmen, bu neticeyi 'istemez'. Fail, Yargıtay'ın yorumuna göre, 'şansa veya kişisel becerilere güvenilerek davranışın yapılması' nedeniyle sonucun gerçekleşmeyeceğine dair yanlış bir kanaatla hareket eder. Örneğin, yüksek oranda alkollü olduğu halde araç süren bir şahıs, ölüme neden olabileceğini öngörmesine rağmen 'bana bir şey olmaz, iyi sürücüyüm' düşüncesiyle sürüşe devam eder ve kaza yapar. Ceza sorumluluğu üzerindeki etkisi büyüktür: Bilinçli taksir halinde, taksirli suça dair ceza, TCK m.22/3 uyarınca üçte birden yarıya kadar artırılır. Bu, basit taksire göre daha ağır bir yaptırım öngörür ve örneğin HAGB gibi ceza hukuku kurumlarının uygulanmasını zorlaştırabilir veya imkansız hale getirebilir. Neticeyi öngören ancak istemeyen failin tehlikelilik hali, bunu öngörememiş olan failin tehlikelilik hali ile bir tutulamaz, bu nedenle cezada bir farklılaşma yapılır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/taksirle-adam-oldurme-olume-neden-olma-sucu.html, TCK m.22/2, 22/3, 85)