Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 01.04.2013 tarihli, 2012/14474 E. ve 2013/3681 K. sayılı kararı ışığında, kötü muamele suçunun (TCK m.232/2) 'yaralama, tehdit, sövme gibi kanunun başka maddelerinde açıkça düzenlenmiş suçlar dışında kalan' eylemleri kapsamasını detaylıca açıklayınız. Sanığın resmi nikahlı eşine yönelik basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikteki yaralama eyleminin neden kötü muamele değil de kasten yaralama (TCK m.86/2, 3-a) suçunu oluşturduğunu irdeleyiniz.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 01.04.2013 tarihli kararı, TCK m.232/2'de düzenlenen kötü muamele suçunun niteliğini belirlemede önemli bir kıstas sunmuştur. Karara göre, kötü muamele suçu, 'yaralama, tehdit, sövme gibi kanunun başka maddelerinde açıkça düzenlenmiş suçlar dışında kalan' eylemleri kapsar. Bu, kötü muamele suçunun 'yedek norm' niteliğinde olduğu anlamına gelir; yani bir fiil, TCK'nın başka bir maddesinde özel olarak suç olarak tanımlanmışsa, kötü muamele suçunun konusu olamaz. Somut olayda, sanığın resmi nikahlı eşi olan mağdureyi basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikte yaralaması eylemi ele alınmıştır. Yargıtay, bu eylemin TCK m.86/2, 3-a maddesine uygun 'eşe karşı kasten yaralama' suçunu oluşturduğunu ve suç vasfında hataya düşülerek kötü muamele suçundan mahkumiyet hükmü kurulmasını bozma nedeni saymıştır. Gerekçe şudur: Fiziksel bir müdahale sonucu oluşan ve tıbbi müdahaleyle giderilebilen bir zarar, doğrudan TCK m.86'daki 'kasten yaralama' suçunun maddi unsurlarını oluşturur. Kanun koyucu bu tür eylemleri özel olarak düzenlemiştir. Bu nedenle, fiil özel bir suç tipine uyduğu takdirde, genel ve ikincil nitelikteki kötü muamele suçundan cezalandırma yapılamaz. Bu ilke, suç ve cezada kanunilik prensibinin ve hukuki güvenlik ilkesinin bir yansımasıdır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-232-kotu-muamele-sucu.html, TCK m.86/2, 3-a, 232/2)