TCK m.145'te düzenlenen 'malın değerinin azlığı' hükmünün hırsızlık suçuna özgü olmasının gerekçesini, diğer malvarlığı suçları (yağma, zimmet) ile karşılaştırarak açıklayınız. Bu hükmün 'ceza vermekten vazgeçilme' seçeneğiyle, 'cezada indirim' seçeneği arasındaki ayrıcalıklı durumu ve hakimin takdir yetkisini örneklerle irdeleyiniz.
TCK m.145, 'Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.' Bu hüküm, hırsızlık suçuna özgü 'ceza vermekten vazgeçilme' seçeneği sunar. Bu özgülenmenin temel gerekçesi, hırsızlık suçunun genellikle şiddet veya tehdit içermemesi ve haksızlığın derecesinin, malın değeri çok düşük olduğunda, ceza verilmemeyi haklı kılacak kadar az görülebilmesidir. Diğer malvarlığı suçları olan yağma (TCK m.150/2) ve zimmet (TCK m.249/1) suçlarında da malın değerinin azlığı indirime yol açar, ancak 'ceza vermekten vazgeçme' seçeneği bulunmaz. Örneğin, yağma suçunda cebir veya tehdit unsuru bulunduğu için, malın değeri ne kadar az olursa olsun, failin her halükarda cezalandırılması kanun koyucunun iradesidir. Zimmet suçunda ise kamu güveninin ihlali söz konusu olduğundan, yine cezasızlık öngörülmemiştir, sadece indirim zorunlu tutulmuştur. Hakime tanınan bu takdir yetkisi, TCK m.145'te geniş tutulmuştur. Hakim, çalınan malın değerinin ehemmiyetsiz ölçüde az olması durumunda, suçun işleniş şekli, mağdurun konumu gibi diğer faktörleri de değerlendirerek ya ceza vermekten tamamen vazgeçebilir ya da cezada indirim yapabilir. Bu, fiilin ağırlığıyla orantılı bir ceza adaleti sağlama amacını taşır. (Kaynak: ayboga.av.tr/malin-degerinin-az-olmasi-nedeniyle-indirim/, TCK m.145, 150/2, 249/1)