Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/189 E., 2024/331 K. sayılı kararı ışığında, trafik kurallarına aykırı sollama (düz şerit çizgisine ve sollama yasağı levhasına rağmen) eyleminin 'bilinçli taksir' olarak nitelendirilmesinin gerekçelerini açıklayınız. Bu kararın 'olası kast' ile 'bilinçli taksir' arasındaki ayrımı belirlemede kullanılan 'Frank formülü'nü nasıl uyguladığını irdeleyiniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #50249

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/189 E., 2024/331 K. sayılı kararı, trafik kurallarına aykırı sollama eylemini bilinçli taksir olarak nitelendirmiştir. Somut olayda sanık, sollama yasağı olduğunu gösteren düz şerit çizgisine ve sollama yasağı levhasına rağmen önündeki kamyoneti sollamak istemiş, hatta yakın mesafeden süratli ve tehlikeli bir şekilde sağ şeride yönelip kamyonetin önüne kırmıştır. Karar, sanığın bu şekildeki fiiliyle ölenin seyir dengesinin bozulabileceğini, bir trafik kazasına sebep olabileceğini ve buna bağlı olarak üçüncü kişilerin zarar görebileceğini 'öngörmesi gerektiği'ni belirtmiştir. Ancak taraflar arasında husumet boyutuna varmayan bir anlaşmazlık bulunmakla birlikte, sanığın öngördüğü muhtemel neticeye kayıtsız kalarak hareketini sürdürdüğüne ve böylelikle muhtemel ölüm neticesini kabullendiğine dair herhangi bir delil bulunmadığından eylemin 'olası kastla öldürme' suçunu oluşturmadığına hükmedilmiştir. 'Frank formülü' (neticenin gerçekleşeceğini bilseydi hareketi gerçekleştirmeyecekti) burada belirleyici olmuştur. Sanığın sürüş becerisine, tecrübesine ve şansına güvenerek öngördüğü neticenin meydana gelmeyeceği inancıyla hareket etmesi sebebiyle bir kişinin ölümü ve birden fazla kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan eylemi 'bilinçli taksirle' gerçekleştiği kabul edilmiştir (TCK m.22/3). Bu karar, failin tehlikeli bir fiili 'öngörerek' ancak 'istemeyerek' ve 'bir şey olmaz' inancıyla gerçekleştirmesi durumunun bilinçli taksir olduğunu net bir şekilde ortaya koyar. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/taksirle-adam-oldurme-olume-neden-olma-sucu.html, TCK m.22/3, 85, 21, Yargıtay CGK 2024/189 E., 2024/331 K.)