Taksirli suçlarda failin ceza sorumluluğunun temel belirleyicilerini, 'kusurun derecelendirilmesi'nin Türk Ceza Kanunu'ndaki yerini ve bunun temel cezanın tayinindeki etkisini açıklayınız. Yargıtay'ın 'asli kusurlu' ve 'tali kusurlu' ayrımını ölümlü ve yaralanmalı trafik kazası bağlamında nasıl kullandığını somut kararlar üzerinden irdeleyiniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #50243

Taksirli suçlarda failin ceza sorumluluğu, 'herkes kendi kusurlu fiilinden sorumludur' ilkesine dayanır ve objektif sorumluluk rejimi yerine 'kusur sorumluluğu' rejimi uygulanır. Türk Ceza Kanunu'nda doğrudan 'kusurun derecelendirilmesi' suretiyle herhangi bir ceza indirimi söz konusu değildir; ancak bu durum, temel cezanın tayininde dikkate alınabilir (TCK m.61/1 ve 22/4). Yargıtay, özellikle trafik kazalarında failin kusur durumunu tarif etmek için 'asli kusur' ve 'tali kusur' ayrımını kullanır. Bilirkişi incelemesiyle tespit edilen bu kusur oranları, temel cezanın alt ve üst sınırları arasında belirlenmesinde hakime yol gösterir. Örneğin, Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2016/10563 K. sayılı kararında, tali kusurlu sanık hakkında, kusur durumu ve meydana gelen zararın ağırlığı dikkate alınarak, temel cezanın asgari hadden daha fazla uzaklaşılması gerektiği, yani tali kusurlu olsa bile cezanın arttırılabileceği belirtilmiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2017/3587 K. sayılı kararında ise, tam kusurlu sanığın taksirinin yoğunluğu ve zararın ağırlığı gözetilerek, alt sınırdan daha fazla uzaklaşılıp hak ve nesafete uygun daha fazla bir ceza tayini gerektiği ifade edilmiştir. Bu, failin kusurunun ağırlığı arttıkça, cezanın da orantılı olarak artırılması gerektiği ilkesini yansıtır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/taksirle-adam-oldurme-olume-neden-olma-sucu.html, TCK m.3/1, 22/4, 61/1, Yargıtay 12. CD 2016/10563, 2017/3587)