TCK m.184/1'de düzenlenen imar kirliliğine neden olma suçunda 'bina' kavramının dar yorumlanmasının (İmar Kanunu m.5) hukuki sonuçlarını, 'yapı' kavramının suç kapsamına alınmamasının nedenlerini ve bu durumun 'eksik ceza normu' eleştirisiyle ilişkisini açıklayınız. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun bu konudaki yaklaşımını örnekleyiniz.
TCK m.184/1, 'yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran' kişileri cezalandırır. Kanun koyucu burada açıkça 'bina' kavramına yer vermiş, 'yapı' kavramına yer vermemiştir. İmar Kanunu m.5'e göre bina, 'kendi başına kullanılabilen üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılar' olarak tanımlanmıştır. Bu dar tanım nedeniyle bahçe duvarı, istinat duvarı, yüzme havuzu, iskele, köprü, tünel, rıhtım, yol ve benzeri yapılar TCK m.184'ün konusu kapsamına dahil değildir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 06.11.2018 tarihli, 2017/18-869 E. ve 2018/504 K. sayılı kararı). Bu durum, maddenin 'eksik ceza normu' olarak eleştirilmesine neden olmuştur, çünkü her kaçak yapı bu suç kapsamına girmez. Hukuki sonuç olarak, bina niteliğinde olmayan ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapılar için TCK m.184'e göre suç oluşmaz ve cezalandırma yapılamaz. Ancak bu tür yapılar için 3194 sayılı İmar Kanunu m.32 ve m.42 gereğince idari yaptırımlar (mühürleme, yıkım, idari para cezası) uygulanabilir. Kanun koyucunun 'bina' kavramını tercih etmesi, suçun uygulama alanını bilinçli olarak dar tuttuğunu ve ceza hukukunun 'ultima ratio' (son çare) ilkesi gereği, en ağır yaptırım olan cezanın sadece belirli ve daha ciddi nitelikteki imara aykırılıklara özgülenmesini amaçladığını düşündürmektedir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/binanin-vasfi-ve-yapidaki-tamiratin-imar-kirliligine-neden-olma-sucuna-etkisi, TCK m.184/1, 3194 SK m.5, 32, 42, Yargıtay CGK 06.11.2018)