Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 04.02.2014 tarihli, 2012/2147 E. ve 2014/1068 K. sayılı kararı ışığında, çocuklarını evden kaçmasını engellemek amacıyla ellerini ve ayaklarını bağlayıp kapıyı kilitleyip evden ayrılan ebeveynlerin eyleminin TCK m.232/2'deki 'disiplin yetkisinin kötüye kullanılması' suçunu nasıl oluşturduğunu açıklayınız. 'Terbiye hakkı' ve 'disiplin yetkisi' arasındaki ilişkiyi ve bu yetkinin sınırlarını irdeleyiniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #50237

Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 04.02.2014 tarihli kararında, velayet altında bulunan çocuklarının evden kaçmasını engellemek amacıyla ellerini ve ayaklarını eşarpla bağlayıp kapıyı üzerlerine kilitleyen ebeveynlerin eylemi değerlendirilmiştir. Karar, sanıkların mağdure üzerinde terbiye hakları ve bu haktan doğan disiplin yetkileri bulunduğuna şüphe olmadığını belirtmiş, ancak bu yetkinin sınırlarının aşıldığına hükmetmiştir. TCK m.232/2, idaresi altında bulunan veya büyütmek, okutmak, bakmak, muhafaza etmekle yükümlü olduğu kişi üzerinde, terbiye hakkından doğan disiplin yetkisini kötüye kullanan kişiyi cezalandırır. 'Terbiye hakkı', ebeveynlerin çocuklarını eğitme, yetiştirme hakkıdır ve 'disiplin yetkisi' bu hakkın doğal bir sonucudur. Ancak bu yetki sınırsız değildir. Disiplin yetkisi, kişinin bedensel ve ruhsal sağlığının bozulmasına neden olmayacak veya bir tehlikeye maruz kalmasını sonuçlamayacak derecede kullanılmalıdır. Somut olayda, ebeveynlerin çocuklarının evden kaçmasını engellemek için fiziksel kısıtlama (ellerini ve ayaklarını bağlama) ve özgürlükten yoksun bırakma (kapıyı kilitleme) eylemleri, disiplin yetkisinin sınırlarını aşarak kötüye kullanılması olarak kabul edilmiştir. Bu tür eylemler, çocuğun bedensel ve ruhsal bütünlüğünü tehdit ettiği ve insan onuruyla bağdaşmadığı için kötü muamele suçunu oluşturur. Mahkemenin sanıklar hakkında beraat hükmü kurması, hukuka aykırı bulunarak bozulmuştur. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-232-kotu-muamele-sucu.html, TCK m.232/2)