Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 18.10.2017 tarihli, 2015/20045 E. ve 2017/22679 K. sayılı kararı ışığında, tehdit suçunun (TCK m.106/1) uzlaşma kapsamına alınmasının hukuki sonuçlarını ve kötü muamele suçu (TCK m.232/1) ile bu suç arasındaki ayrımı açıklayınız. Sanığın eşine yönelik kötü muamele eyleminin hangi gerekçelerle yetersiz bulunduğu ve bozma nedeni sayıldığını irdeleyiniz.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 18.10.2017 tarihli kararı, 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik CMK m.253 uyarınca TCK m.106/1 kapsamındaki 'tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğunu' belirtmiştir. Bu durum, sanık hakkında uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre hukuki durumunun tekrar değerlendirilmesi zorunluluğunu ortaya koyar. Tehdit suçu uzlaştırmaya tabi hale geldiğinde, mağdur ve failin uzlaştırmacı huzurunda anlaşması halinde kovuşturma yapılmaz veya dava düşer, bu da yargılama ekonomisi ve taraflar arası barışın sağlanması açısından önemlidir. Kötü muamele suçu (TCK m.232/1) ile tehdit suçu arasındaki ayrım ise şöyledir: Kötü muamele suçu; 'yaralama, tehdit, sövme gibi Kanunun başka maddelerinde açıkça düzenlenmiş suçlar dışında kalan, çıplak gezdirme, aç bırakma, sürekli alay etme, korkutma gibi merhamet ve şefkatle bağdaşmayan eylemleri' kapsar. Kararda, sanığın eşine yönelik kötü muamele kapsamında kabul edilebilecek eylemlerinin neler olduğu açıklanıp tartışılmadan, yetersiz gerekçeyle kötü muamele suçundan mahkumiyet hükmü kurulması bozma nedeni sayılmıştır. Bu durum, mahkemenin, iddianamedeki fiilleri doğru vasıflandırması ve kötü muamele suçunun unsurlarının (özellikle Kanun'da ayrı bir suç olarak tanımlanmayan ve merhametle bağdaşmayan davranışların sürekli niteliği) somut gerekçelerle ortaya konulması gerektiğini vurgular. Yani, eğer bir eylem tehditse, doğrudan tehdit suçundan cezalandırılmalı, ayrıca kötü muamele suçundan hüküm kurulmamalıdır, aksi halde suç vasfında hata yapılmış olur. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-232-kotu-muamele-sucu.html, TCK m.106/1, 232/1, CMK m.253)