Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 18.03.2015 tarihli, 2013/10737 E. ve 2015/24729 K. sayılı kararı ışığında, kötü muamele suçunun (TCK m.232/1) 'yaralama', 'tehdit' ve 'sövme' gibi suçlardan ayrımını somut olarak tartışınız. Sanığın eşine ve çocuğuna yönelik ayrı ayrı cezalandırılan tehdit ve yaralama eylemlerinin, ayrıca kötü muamele suçunu oluşturmamasının gerekçelerini açıklayınız.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 18.03.2015 tarihli kararı, TCK m.232/1'de düzenlenen kötü muamele suçunun niteliğine dair önemli bir ayrım yapmıştır. Karara göre, kötü muamele suçu; 'yaralama, tehdit, sövme gibi Kanunun başka maddelerinde açıkça düzenlenmiş suçlar dışında kalan, çıplak gezdirme, aç bırakma, sürekli alay etme, korkutma gibi merhamet ve şefkatle bağdaşmayan eylemleri kapsar.' Somut olayda, sanığın eşine ve çocuğuna yönelik tehdit ve yaralama eylemlerinden dolayı zaten ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmiş olması karşısında, ayrıca TCK m.232/1 uyarınca kötü muamele suçundan mahkumiyetine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Bu durumun gerekçesi, Kanun'un belirli fiilleri (yaralama, tehdit, sövme) özel olarak suç olarak düzenlemesi ve bu fiillerin kötü muamele suçunun tanımına dahil edilmemesidir. Yani, bir eylem zaten TCK'nın başka bir maddesinde suç olarak tanımlanıyorsa, kötü muamele suçunun konusu olamaz. Kötü muamele suçu, bu özel suçların kapsamına girmeyen, ancak yine de mağdurun onuru ve şerefiyle bağdaşmayan, ona acı veren veya insan olarak hak etmediği bir işlem uygulayan davranışları kapsar. Bu ayrım, suçta ve cezada kanunilik ilkesi ile mükerrer cezalandırmanın önüne geçilmesi amaçlarına hizmet eder. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-232-kotu-muamele-sucu.html, TCK m.232/1)