Bir trafik kazası sonucu meydana gelen ölüm olayında, sürücünün sollama yasağını gösteren düz şerit çizgisine ve sollama yasağı levhasına rağmen önündeki aracı sollamak suretiyle kazaya neden olması eyleminin, taksirle öldürme suçunun hangi türünü (basit taksir/bilinçli taksir) oluşturacağını Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2017/6429 K. sayılı kararı bağlamında açıklayınız. Bu ayrımın faile verilecek ceza üzerindeki etkisini değerlendiriniz.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2017/6429 K. sayılı kararı, sürücünün sollama yasağını gösteren düz şerit çizgisine ve sollama yasağı levhasına rağmen önündeki aracı sollamak suretiyle kazaya neden olması eylemini 'bilinçli taksir' olarak nitelendirmiştir. Bilinçli taksir (TCK m.22/3), failin öngördüğü neticeyi istememesine rağmen, şansa veya kendi becerisine güvenerek fiili işlemesiyle meydana gelir. Kararda, sanığın bu işaretlere rağmen sollama yapmasının, neticenin (kazanın ve ölümün) meydana gelebileceğini öngörmesine rağmen, gerçekleşmeyeceği inancıyla hareket ettiğini gösterdiği kabul edilmiştir. Basit taksirden farkı, neticenin 'öngörülmüş' olmasıdır. Bu ayrımın faile verilecek ceza üzerinde doğrudan ve önemli bir etkisi vardır. Bilinçli taksirle işlenen suçlarda, TCK m.22/3 uyarınca taksirli suça dair ceza üçte birden yarıya kadar artırılır. Bu, sanık hakkında eksik ceza tayini bozma nedeni olarak görülmüştür. Basit taksirle yargılansaydı daha az ceza alacakken, bilinçli taksir nedeniyle cezası artırılır, bu da hukuki sonuçları (örneğin HAGB) üzerinde farklılıklar yaratır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/taksirle-adam-oldurme-olume-neden-olma-sucu.html, TCK m.22/3, Yargıtay 12. CD K.2017/6429)