HMK m.310'da düzenlenen 'Feragat ve Kabulün Zamanı' ilkesini açıklayarak, bu işlemlerin yargılamanın hangi aşamasına kadar yapılabileceğini ve HMK m.311 uyarınca doğurduğu hukuki sonuçları irdeleyiniz. Özellikle temyiz aşamasında feragat beyanının mahkemece nasıl değerlendirileceğini Yargıtay kararlarıyla örneklendiriniz.
HMK m.310/1'e göre, 'Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.' Bu ilke, tarafların tek taraflı irade beyanlarıyla uyuşmazlığı sona erdirmelerine olanak tanır ve karşı tarafın veya mahkemenin muvafakatine bağlı değildir (HMK m.309/2). HMK m.311'e göre, feragat ve kabul, 'kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur.' Bu, uyuşmazlığın o dosya için nihai olarak çözüldüğü ve aynı konuda yeniden dava açılamayacağı anlamına gelir. Ayrıca, irade bozukluğu hallerinde feragat ve kabulün iptali istenebilir. Özellikle temyiz aşamasında feragat beyanının değerlendirilmesi sıkça karşılaşılan bir durumdur. Yargıtay içtihadına göre, hüküm kesinleşinceye kadar davadan feragat mümkün olduğundan, temyiz aşamasında dahi feragat dilekçesi verildiğinde, bu beyanın yerel mahkemece değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 05.02.2018 tarihli, 2017/14444 E., 2018/1616 K. sayılı kararında, 'Mahkemece bir karar verilip, davadan el çekildikten sonra, temyiz aşamasında vekaletnamesinde feragate yetkili bulunduğu anlaşılan davacı vekili tarafından verilen dilekçe ile usulüne uygun şekilde davadan ve temyizden feragat edildiğine ve bu aşamada davadan feragat hakkında karar verme yetkisi Yerel Mahkemesi’ne ait bulunduğuna göre, davadan feragat hususunda karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmektedir' denilmiştir. Bu durum, temyiz incelemesi yerine dosyanın yerel mahkemeye iadesini gerektirebilir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-310-feragat-ve-kabulun-zamani.html, HMK m.309, 310, 311, Yargıtay 8. HD 05.02.2018)