Taksirle öldürme suçunda (TCK m.85) 'basit taksir' ile 'bilinçli taksir' arasındaki temel farkları, neticeyi öngörme ve isteme unsurları bağlamında açıklayınız. Yargıtay içtihadı ve 'Frank formülü'nü de dikkate alarak, bu ayrımların faile verilecek ceza üzerindeki etkisini değerlendiriniz ve somut örnekler veriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #50193

Taksirle öldürme suçu (TCK m.85), failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı kusurlu davranışıyla öngörülebilir bir neticeyi (ölümü) istememesi durumunda oluşur. Basit taksir ile bilinçli taksir arasındaki temel fark, neticenin öngörülmesi ve istenmesi durumudur. Basit taksirde (genel taksir), fail öngörülebilir nitelikteki neticeyi öngörmez. Örneğin, yağmurlu havada hız limitini aşan bir sürücünün kaza yapması ve ölüme neden olması, neticeyi öngörmediği kabul edilerek basit taksirle öldürme olabilir. Bilinçli taksirde (TCK m.22/3) ise fail, öngördüğü neticeyi istememesine rağmen, şansa, becerisine veya başka etkenlere güvenerek fiili işler ve netice meydana gelir. Yargıtay içtihadında (Yargıtay CGK K.2016/250, Yargıtay 12. CD K.2017/6429, K.2016/1613) ve doktrinde 'Frank formülü' bu ayrımı belirlemede kullanılır: 'Eğer 'öyle veya böyle fail her hâlde hareketi gerçekleştirirdi' diyebiliyorsak olası kast; 'neticenin gerçekleşeceğini bilseydi hareketi gerçekleştirmeyecekti' diyebiliyorsak bilinçli taksirden söz edilir.' Örneğin, yüksek oranda alkol alarak araç süren ve ölüme neden olan kişi, alkolün ölüme neden olabileceğini öngörmesine rağmen 'bana bir şey olmaz' düşüncesiyle sürdüğü için bilinçli taksirle hareket etmiş sayılır (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/taksirle-adam-oldurme-olume-neden-olma-sucu.html). Failin bilinçli taksirle hareket etmesi halinde, TCK m.22/3 uyarınca taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarıya kadar artırılır. Bu, cezanın daha ağır olmasına yol açar ve örneğin HAGB gibi bazı ceza hukuku kurumlarının uygulanmasını imkansız hale getirebilir.