Failin, mağduru dini inanç ve duygularını istismar ederek kandırması, ancak bunun yanında mağdurun aynı zamanda 'bu ürünü başkasına daha pahalıya satabilirim' düşüncesiyle de hareket etmesi durumunda, suçun niteliği nasıl değişebilir?
Metindeki son paragrafta bu duruma işaret edilmiştir. Eğer mağdurun ikna olmasında temel etken dini inanç ve duyguların istismarı değil de, ticari bir kazanç beklentisi ise (ürünün özelliklerine inanıp başkasına kârla satabileceğini düşünmesi), suçun niteliği değişebilir. Bu durumda eylem, TCK m. 158/1-a kapsamındaki nitelikli halden çıkıp, şartları varsa 'basit dolandırıcılık' (TCK m. 157) suçunu oluşturabilir veya hileli hareketin aldatma gücüne sahip olmadığı kabul edilerek dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığına karar verilebilir.