Metindeki Yargıtay kararında, kendisini dolandıran kişileri kovalarken araçlarına çarpıp ölümlerine neden olan sanığın eylemi neden 'bilinçli taksir' değil de 'olası kastla öldürme' olarak kabul edilmiştir?
Çünkü sanığın, aşırı süratle takip ettiği araca arkadan vurması ve silahla ateş etmesi sonucunda sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybedebileceğini ve bunun ölümle sonuçlanabileceğini 'öngörmesine rağmen', bu muhtemel neticeyi 'göze alıp kabullendiği', başka bir deyişle 'muhtemel ölüm neticesine kayıtsız kaldığı' kabul edilmiştir. Bu 'kayıtsız kalma' ve 'sonucu kabullenme' hali, eylemi bilinçli taksirden ayırıp olası kast kapsamına sokan temel nedendir.