Karşılıksız çek keşide etme suçuna ilişkin bir davada, sanığın çekteki keşide tarihi üzerinde tahrifat yapıldığı ve paraf imzasının kendisine ait olmadığı yönündeki savunması karşısında, mahkemenin CMK m.63 uyarınca izlemesi gereken usul nedir? Bu inceleme yapılmadan karar verilmesinin hukuki sonucu ne olur?
Sanığın bu yöndeki savunması, suçun maddi unsurunun (özellikle ibrazın süresinde olup olmadığı ve suçun oluşup oluşmadığı) tespitine yönelik, çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir iddiadır. Bu nedenle, mahkeme CMK m.63 uyarınca re'sen veya talep üzerine bilirkişi incelemesi yaptırmak zorundadır. Makalede yer alan Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 18.01.2010 tarihli (2007/22455 E., 2010/395 K.) kararına göre izlenmesi gereken usul şudur: Mahkeme, öncelikle çekin aslını ve bankadaki onaylı örneğini getirtmelidir. Ardından, sanığın çeşitli resmi kurumlardan (noter, banka, nüfus müdürlüğü vb.) alınmış, başka amaçla atılmış 'samimi' imza ve yazı örneklerini temin etmelidir. Toplanan bu belgeler, imza ve yazı incelemesi konusunda uzman bir bilirkişiye (genellikle Adli Tıp Kurumu veya Kriminal Polis Laboratuvarı) gönderilerek; çek üzerindeki tahrifatın ve paraf imzasının sanığın eli ürünü olup olmadığı konusunda rapor alınmalıdır. Bu inceleme yapılmadan, sadece sanık savunması veya müşteki beyanına dayanılarak karar verilmesi, 'eksik araştırma' ile hüküm kurulması anlamına gelir. Bu durum, Yargıtay tarafından mutlak bir bozma nedeni olarak kabul edilmektedir. Zira inceleme sonucu, suçun unsurlarının oluşup oluşmadığını doğrudan etkileyecek niteliktedir.