TCK m.83 kapsamında, failin ihmali davranışının 'icrai davranışa eşdeğer' sayılması için aranan 'önceden gerçekleştirdiği davranışın başkalarının hayatı ile ilgili olarak tehlikeli bir durum oluşturması' (m.83/2-b) koşulunu bir örnekle açıklayınız. Bu durumda failin 'garantörlük' yükümlülüğü nasıl doğmaktadır?
TCK m.83/2-b'deki bu koşul, bir kişinin kendi fiiliyle yarattığı tehlikeli durumdan sorumlu olmasını ifade eder. Fail, hukuka uygun veya aykırı bir önceki davranışı ile başkasının hayatı için bir tehlike yaratmışsa, bu tehlikeyi bertaraf etme veya tehlikeden kaynaklanacak zararlı neticeleri önleme yönünde özel bir hukuki yükümlülük (garantörlük) altına girer. Bu yükümlülüğünü kasten yerine getirmezse, ihmali, icrai bir fiile eşdeğer sayılır. Klasik örnek, trafik kazasıdır. Bir sürücü, taksirle bir yayaya çarparak onu ıssız bir yolda yaralı halde bırakırsa, kendi taksirli fiiliyle yaya için 'hayatı tehlikeye sokan bir durum' yaratmıştır. Bu andan itibaren sürücü, yaralının hayatını kurtarmak için gerekli icrai davranışlarda (ambulans çağırma, ilk yardım yapma vb.) bulunmakla hukuken yükümlüdür. Eğer sürücü, yaralının ölebileceğini öngörmesine rağmen 'olursa olsun' diyerek onu orada bırakıp kaçarsa ve yaya kan kaybından veya soğuktan ölürse, sürücü TCK m.89'daki taksirle yaralamanın yanı sıra, TCK m.83 uyarınca kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesinden de sorumlu olur. Çünkü yarattığı tehlike nedeniyle doğan 'garantörlük' yükümlülüğünü olası kastla ihlal etmiştir. Burada garantörlük, kanun veya sözleşmeden değil, doğrudan failin kendi yarattığı tehlike kaynağından doğmaktadır.