Adli yargıda açılan bir idari davanın görevsizlik nedeniyle reddi üzerine, dosyanın idare mahkemesine gönderilmesi durumunda, idare mahkemesinin İYUK m.3 ve m.15 uyarınca 'dilekçenin reddi' kararı vermesi neden önemlidir? Bu usul, davacının hangi hakkını korumayı amaçlamaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #49033

Adli yargıda açılan bir davanın görevsizlik nedeniyle reddedilip dosyanın idare mahkemesine gönderilmesi durumunda, idare mahkemesi dosyayı doğrudan esastan incelemeye alamaz. Çünkü adli yargıya sunulan dava dilekçesi, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (İYUK) 3. maddesinde aranan şekil şartlarını (dava konusu işlemin tarihi ve numarası, tebliğ tarihi, tam yargı davalarında zararın ve miktarının gösterilmesi gibi) taşımayabilir. Makalede atıf yapılan Danıştay 14. Dairesi'nin 2012/383 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu durumda idare mahkemesinin yapması gereken, İYUK m.15/1-d uyarınca 'dilekçenin reddi' kararı vermektir. Bu karar, davanın esastan reddi anlamına gelmez. Bu kararla mahkeme, davacıya, dilekçesindeki eksiklikleri gidermesi ve dilekçesini İYUK m.3'e uygun hale getirmesi için 30 günlük bir süre tanır. Bu usulün izlenmesi, davacının 'hak arama özgürlüğü' ve 'adil yargılanma hakkı'nı korumayı amaçlamaktadır. Mahkeme, davayı doğrudan şekil eksikliği nedeniyle reddetmek yerine, davacıya hatasını düzeltme ve davasını usulüne uygun bir şekilde açma imkanı tanımış olur. Eğer mahkeme dilekçeyi reddetmeden dosyayı iade ederse veya esastan reddederse, davacının hak kaybına uğramasına neden olabilir. Dolayısıyla 'dilekçenin reddi' kurumu, usuli bir eksikliği, davanın esasına halel getirmeden tamamlama imkanı sunan bir güvencedir.