Bir kişi, tek bir sözlü beyanla hem tehdit suçunu (TCK m.106) hem de hakaret suçunu (TCK m.125) işlerse (örn: 'Seni öldüreceğim şerefsiz!'), bu durumda suçların içtimaı nasıl çözümlenir? Neden bu eylem, 'farklı neviden fikri içtima' (TCK m.44) kapsamında değerlendirilmez?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #49031

Bu durumda 'gerçek içtima' kuralları uygulanır ve fail hem tehdit suçundan hem de hakaret suçundan ayrı ayrı cezalandırılır. Bu eylemin TCK m.44'te düzenlenen 'farklı neviden fikri içtima' kapsamında değerlendirilmemesinin sebebi, tehdit ve hakaret suçlarının koruduğu hukuki değerlerin ve suçların unsurlarının tamamen farklı olması ve tek bir fiilin bu iki farklı suçu aynı anda oluşturmamasıdır. 'Seni öldüreceğim şerefsiz!' ifadesi, aslında iki ayrı fiili/irade açıklamasını içerir: 1) 'Seni öldüreceğim' kısmı, kişinin gelecekte hayatına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği bildirimini içerir ve bu, TCK m.106'daki tehdit suçunun tipiklik unsurunu oluşturur. Korunan hukuki değer, kişinin irade özgürlüğü ve iç huzurudur. 2) 'Şerefsiz' kısmı ise, kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici somut bir fiil veya olgu isnadı niteliğindedir ve bu, TCK m.125'teki hakaret suçunun tipiklik unsurunu oluşturur. Korunan hukuki değer, kişinin şerefidir. Yargıtay'ın yerleşik içtihadı da bu yöndedir. Failin tek bir konuşma anında veya tek bir mesajda bu iki ifadeyi kullanması, eylemin hukuken 'tek bir fiil' olduğu anlamına gelmez. Burada, aynı zaman diliminde işlenmiş, birbirinden bağımsız iki ayrı suç söz konusudur. Fikri içtimanın uygulanabilmesi için, işlenen tek bir fiilin (örneğin, bir kişiye yumruk atma fiilinin, hem yaralama hem de kamu görevlisine karşı görevini yaptırmamak için direnme suçlarını oluşturması gibi) birden fazla farklı suç tanımını ihlal etmesi gerekir. Oysa burada iki ayrı söz, iki ayrı suçu oluşturmaktadır.