6112 sayılı Kanun m.6/1 'Yayın hizmetlerinin içeriğine ve yayımlanmasına önceden müdahale edilemez ve yayınların içeriği önceden denetlenemez' hükmü ile m.6/4 'Medya hizmet sağlayıcılar, ... yayınlanan tüm yayın hizmetlerinin içeriğinden ve sunumundan sorumludur' hükmü arasındaki gerilimi, basın hürriyeti ve kamusal sorumluluk dengesi açısından yorumlayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #49010

6112 sayılı Kanun'un 6. maddesindeki bu iki fıkra, basın hürriyetinin iki temel ve birbiriyle gerilim içinde olan yönünü yansıtmaktadır: Hürriyet ve sorumluluk. Madde 6/1, basın hürriyetinin en temel güvencesi olan 'sansür yasağını' düzenler. Devletin veya başka bir otoritenin, bir yayını kamuoyuna ulaşmadan önce denetleyip engellemesini yasaklar. Bu, ifade ve haber alma özgürlüğünün ön koşuludur. Madde 6/4 ise, bu özgürlüğün sınırsız olmadığını ve medya hizmet sağlayıcılarının yayınladıkları içeriklerden dolayı 'kamusal sorumluluk' taşıdığını belirtir. Bu iki hüküm arasındaki gerilim, özellikle canlı yayınlarda somutlaşır. Sansür yasağı, yayıncının canlı yayını önceden denetlemesini engellerken, sorumluluk hükmü, bu denetlenemeyen içerikten dolayı yayıncıyı sorumlu tutma potansiyeli taşır. Bu durum, yayıncılar üzerinde 'caydırıcı etki' (chilling effect) yaratarak, riskli veya tartışmalı konuları ve konukları yayınlamaktan kaçınmalarına, yani 'otosansür' uygulamalarına yol açabilir. İdeal denge, sorumluluğun, sansüre yol açmayacak şekilde ve 'kusur' ilkesine dayalı olarak yorumlanmasıyla kurulabilir. Yani yayıncı, ancak kasıtlı veya ihmali bir şekilde hukuka aykırı bir içeriğe yer verdiğinde (örn. banttan yayını denetlememe) veya canlı yayında hukuka aykırılığı teşvik ettiğinde sorumlu tutulmalıdır. Aksi takdirde, objektif sorumluluk anlayışı, sansür yasağını fiilen anlamsız kılabilir.