Suça sürüklenen bir çocuğun (SSÇ) yargılandığı davada, TCK m.31/2 uyarınca 'fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneği' konusunda alınacak raporların hukuki niteliği nedir? Mahkemenin, Adli Tıp Kurumu raporuna rağmen bu raporun aksi yönünde karar verme yetkisi var mıdır?
TCK m.31/2 kapsamında alınan raporlar, CMK m.63 uyarınca çözümü özel ve teknik (psikiyatrik/psikolojik) bilgiyi gerektiren bir konuda mahkemeye sunulan 'bilirkişi raporu' niteliğindedir. Bu raporlar, mahkemeyi bağlayıcı değil, takdiri delil niteliğindedir. Mahkeme, bu raporlarla bağlı değildir. Yargılamanın nihai karar mercii olan hâkim, SSÇ'nin bu yeteneğe sahip olup olmadığını, dosyadaki tüm delilleri (SSÇ'nin duruşmadaki tavırları, olayı anlatış biçimi, sosyal inceleme raporu, tanık beyanları vb.) bir bütün olarak değerlendirerek kendisi takdir eder. Makaledeki Yargıtay 14. Ceza Dairesi kararında (2012/10490 E.) da vurgulandığı gibi, 'suça sürüklenen çocuğun işlediği suçun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığını takdir yetkisinin münhasıran mahkemeye ait olduğu' belirtilmiştir. Mahkeme, Adli Tıp Kurumu raporunun aksine bir kanaate ulaşırsa, yani raporun yetersiz, çelişkili veya dosyadaki diğer delillerle uyumsuz olduğunu düşünürse, gerekçesini kararında açıkça göstermek suretiyle raporun aksi yönünde karar verebilir. Örneğin, mahkeme, Adli Tıp Kurumu raporuna değil de, olayın özelliklerine ve SSÇ'nin davranışlarına göre daha inandırıcı bulduğu ilk rapora veya kendi gözlemine dayanarak karar kurabilir. Önemli olan, bu takdirin gerekçeli olmasıdır.