Bir ceza mahkemesinin, 213 sayılı VUK kapsamındaki 'defter ve belgeleri gizlemek' suçunda, sanığın eyleminin hukuki sonuçları hakkında bilirkişi raporu alması, Yargıtay tarafından neden CMK m.63'e aykırı bulunmuştur? Bu durum, bilirkişinin rolü ve hâkimin görevi arasındaki sınırı nasıl göstermektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #49008

Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 25.11.2015 tarihli (2015/3136 E., 2015/7770 K.) kararında, 'defter ve belgeleri gizlemek' suçunda bilirkişi raporu alınması CMK m.63'e aykırı bulunmuştur. Bunun temel nedeni, bu suç tipinde bilirkişiden sorulan hususların, 'hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukukî bilgi ile çözülmesi olanaklı konular' kapsamına girmesidir. Defter ve belgelerin gizlenip gizlenmediği, ibraz edilip edilmediği, usulüne uygun tebligat yapılıp yapılmadığı gibi hususlar, dosyadaki belgeler (tebligat parçası, vergi dairesi yazıları vb.) üzerinden hâkimin doğrudan kendisinin tespit edebileceği maddi vakıalardır. Bu vakıaların Vergi Usul Kanunu'ndaki suç tanımına uyup uymadığını değerlendirmek ve eylemin hukuki sonuçlarını takdir etmek ise tamamen hâkimin hukuki görevidir. Bu konuda bir bilirkişiden görüş almak, hâkimin hukuki niteleme yapma yetkisini fiilen bilirkişiye devretmesi anlamına gelir ki bu, CMK m.63'ün yasakladığı bir durumdur. Bu karar, bilirkişinin rolünün, dosyada mevcut olan ve hâkim tarafından anlaşılabilecek belgeleri yorumlamak veya hukuki sonuç çıkarmak olmadığını; rolünün, ancak teknik veya özel uzmanlık gerektiren verileri (örn: karmaşık muhasebe hilelerini ortaya çıkarmak, belgelerdeki sahteciliği tespit etmek) analiz ederek hâkime sunmakla sınırlı olduğunu net bir şekilde göstermektedir.