İdari yargılama usulünde kural olarak yazılı yargılama ve evrak üzerinden inceleme esastır. Bu ilkenin bir sonucu olarak, idare mahkemesinde tanık dinlenmesi mümkün müdür? Mahkemenin delil toplama yetkisinin sınırlarını Danıştay içtihadı (Danıştay 8. Dairesi - Karar : 2004/917) çerçevesinde tartışınız.
Hayır, idari yargılama usulünde kural olarak tanık dinlenmesi mümkün değildir. İYUK m.1/2, idari yargıda 'yazılı yargılama usulünün' uygulanacağını ve incelemenin 'evrak üzerinden' yapılacağını amirdir. Bu sistemin doğası gereği, ceza ve hukuk yargılamasından farklı olarak, sözlü delillerin doğrudan mahkeme huzurunda dinlenmesi yöntemi benimsenmemiştir. Mahkemenin delil toplama yetkisi İYUK m.20'de geniş bir şekilde düzenlenmiştir. Buna göre mahkeme, 'bakmakta olduğu davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerince yapar' ve 'lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilir.' Ancak bu yetki, tanık veya şahit dinlenmesini kapsamaz. Makalede atıf yapılan Danıştay 8. Dairesi'nin 2004/917 K. sayılı kararı bu ilkeyi açıkça ortaya koymaktadır. Kararda, idare mahkemesinin bir doktora tezi sınavına ilişkin uyuşmazlıkta jüri üyelerinden yazılı beyan alarak (ifade alarak) karar vermesi hukuka aykırı bulunmuştur. Danıştay, 'yazılı yargılama yapmak zorunda olan idari yargı yerlerinin kendiliğinden yapacakları her çeşit inceleme için... tanık veya şahit dinlenmesi ya da ifade alınması şeklinde bir yöntem bulunmadığını' vurgulamıştır. Mahkeme, bir konunun aydınlatılması için tanık bilgisine başvurulması gerektiğini düşünüyorsa, bu kişilerin beyanlarını resmi bir tutanağa (örn. noter veya idari bir soruşturma raporu) yansımasını sağlayarak dosyaya delil olarak girmesini beklemeli veya uyuşmazlığın niteliği gerektiriyorsa keşif veya bilirkişi incelemesi gibi diğer delil toplama yöntemlerine başvurmalıdır.