Mektup veya başka bir iletişim aracıyla gönderilen bir tehdidin mağdura ulaşmadan ele geçirilmesi durumunda, tehdit suçuna teşebbüs (TCK m.35) hükümleri uygulanabilir mi? Tehdit suçunun teşebbüse elverişliliğini tartışınız.
Tehdit suçu, kural olarak bir 'sırf hareket' suçudur; yani tehdit içeren sözün söylenmesi veya davranışın yapılmasıyla tamamlanır, ayrıca bir neticenin (mağdurun korkması gibi) gerçekleşmesi aranmaz. Bu nedenle, sözlü ve doğrudan tehditlerde fiil ya tamamlanmıştır ya da hiç işlenmemiştir, teşebbüs pek mümkün değildir. Ancak, suçun icrasının kısımlara bölünebildiği durumlarda teşebbüs mümkündür. Mektupla tehdit, bu duruma klasik bir örnektir. Failin, tehdit içeren bir mektubu yazıp postalaması, suçun icra hareketlerine başlamasıdır. Eğer bu mektup, mağdura ulaşmadan (örneğin, postada kaybolması, bir yakını tarafından bulunup polise teslim edilmesi gibi) failin elinde olmayan bir nedenle hedefine varamazsa, suç tamamlanmamış olur. Bu durumda, fail elverişli bir hareketle (mektup gönderme) suçu işlemeye doğrudan doğruya başladığı ancak elinde olmayan nedenlerle tamamlayamadığı için, TCK m.35 uyarınca tehdit suçuna teşebbüsten sorumlu tutulur. Dolayısıyla, tehdit suçu, icra hareketlerinin bölünebildiği hallerde (mektup, e-posta, mesaj gönderme vb.) teşebbüse elverişli bir suçtur.