TCK m.106'da düzenlenen tehdit suçunun oluşabilmesi için tehdidin 'ciddi' olması ne anlama gelmektedir? Mağdurun sübjektif olarak korkup korkmamasının suçun oluşumuna etkisi var mıdır? Yargıtay'ın bu konudaki 'objektif elverişlilik' kriterini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #48973

TCK m.106'da düzenlenen tehdit suçunun oluşabilmesi için, yöneltilen kötülüğün 'ciddi' olması gerekir. Ciddiyet, tehdidin mağdurun iç huzurunu, sükununu ve irade özgürlüğünü etkilemeye 'objektif olarak elverişli' olması anlamına gelir. Bu değerlendirme, ortalama bir insanın, somut olayın koşulları altında (failin ve mağdurun durumu, aralarındaki ilişki, söylendiği yer ve zaman vb.) bu sözleri veya davranışları ciddiye alıp almayacağına göre yapılır. Yargıtay'ın istikrarlı uygulamasına göre, tehdidin mağdur üzerinde sübjektif olarak bir korku veya endişe yaratıp yaratmadığı suçun oluşumu için zorunlu değildir. Önemli olan, tehdidin bu etkiyi yaratma potansiyeline, yani objektif elverişliliğe sahip olmasıdır. Cesur bir mağdurun korkmaması suçu ortadan kaldırmaz. Örneğin, 'Seni öldüreceğim' şeklindeki bir beyan, kim tarafından ve hangi koşulda söylenirse söylensin, objektif olarak bir kişinin hayatına yönelik ciddi bir saldırı bildirimdir ve mağdurun bundan etkilenip etkilenmemesine bakılmaksızın tehdit suçunu oluşturur. Ancak, şaka yollu söylendiği açıkça anlaşılan veya gerçekleşmesi imkansız olan (örn. 'Seni Mars'a göndereceğim') sözler ciddiye alınamayacağından suç oluşturmaz. Kavga sırasında söylenen tehditkâr sözler ise, genellikle kızgınlıkla söylense de Yargıtay tarafından ciddiye alınmakta ve kastın varlığı kabul edilerek suçun oluştuğu, ancak haksız tahrik gibi indirim nedenlerinin uygulanabileceği belirtilmektedir.