Bir televizyon kanalının banttan yaptığı bir yayının (canlı olmayan) içeriğinden sorumluluğu ile canlı yayın içeriğinden sorumluluğu arasında 'editoryal sorumluluk' ve 'kusur' ilkesi açısından ne gibi farklar bulunmaktadır?
Banttan (kayıttan) yayın ile canlı yayın arasında, medya hizmet sağlayıcısının 'editoryal sorumluluğu' ve 'kusur'unun tespiti açısından önemli farklar vardır. 1) Banttan Yayın: Banttan yapılan yayınlarda, yayıncı kuruluşun programı yayınlanmadan önce izleme, içeriğini denetleme, hukuka aykırı kısımları çıkarma veya düzenleme imkanı vardır. Bu durum, 'editoryal sorumluluk' kapsamında yayıncıya içeriği kontrol etme ve hukuka uygunluğunu sağlama yükümlülüğü getirir. Eğer yayıncı, bu imkana sahip olmasına rağmen hukuka aykırı (örneğin, 6112 S.K. m.8'i ihlal eden) bir içeriği yayınlarsa, bu davranışı en azından 'ihmal' düzeyinde bir kusur teşkil eder ve sorumluluğu doğar. Burada, yayıncının kusurlu (kasıtlı veya ihmali) bir eylemi veya ihmali söz konusudur. 2) Canlı Yayın: Canlı yayınlarda ise durum farklıdır. 6112 S.K. m.6/1 uyarınca önceden denetim (sansür) yasaktır. Canlı yayın akışı sırasında, özellikle bir tartışma programında konukların anlık olarak sarf ettiği sözleri veya davranışlarını kontrol etmek fiilen imkansıza yakındır. Moderatörün anında müdahale etme imkanı olsa bile, hukuka aykırı söz veya fiil çoktan gerçekleşmiş olabilir. Bu durumda, yayıncı kuruluşun hukuka aykırı neticeyi önleme imkanı bulunmadığından, 'kusur'undan bahsetmek zordur. Makalede de tartışıldığı gibi, canlı yayındaki bir konuğun öngörülemeyen sözlerinden dolayı yayıncıya objektif sorumluluk yüklemek, 'ceza sorumluluğunun şahsiliği' ve 'kusur' ilkelerine aykırılık teşkil eder. Bu nedenle, banttan yayında sorumluluk daha net ve kusura dayalı iken, canlı yayında sorumluluğun doğabilmesi için yayıncının (moderatör aracılığıyla) konuğu tahrik etmesi, hukuka aykırı beyanlara zemin hazırlaması gibi ek bir kusurlu davranışının olması gerekir.