CMK m.63'e 6754 sayılı Kanun ile eklenen 'Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez' hükmünün amacı nedir? Bu hükmün, bilirkişilik kurumunun işlevselliği ve yargılamanın sıhhati üzerindeki etkilerini tartışınız.
CMK m.63'e 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu ile eklenen bu hükmün temel amacı, bilirkişiliğin bir 'görüş bildirme' mekanizması olmaktan çıkıp, adeta bir 'ikinci yargılama' veya 'hukuki mütalaa' mekanizmasına dönüşmesini engellemektir. Uygulamada, özellikle avukat veya emekli hakim gibi hukukçuların, dosyada hukuki nitelendirme veya yorum içeren raporlar hazırladığı sıkça görülmekteydi. Bu durum, CMK m.63'ün 'hukuki konularda bilirkişiye başvurulamaz' ilkesini dolaylı yoldan işlevsiz kılıyordu. Getirilen bu yeni hüküm, hukukçuların bilirkişi olarak görev almasını yasaklamamakta, ancak görev alanlarını net bir şekilde sınırlamaktadır. Bir hukukçu, ancak hukuk alanı dışında, belgelendirebildiği ayrı bir uzmanlık alanında (örneğin, marka-patent hukuku konusunda teknik uzmanlığa sahip bir avukat, bilişim suçları konusunda siber güvenlik sertifikasına sahip bir hukukçu veya inşaat hukuku uyuşmazlığında aynı zamanda inşaat mühendisi diplomasına sahip bir avukat) bilirkişilik yapabilir. Bu düzenlemenin yargılamanın sıhhati üzerindeki etkisi olumludur. Zira, bilirkişi raporlarının teknik ve özel bilgiye odaklanmasını sağlayarak, hâkimin hukuki değerlendirme yapma yetkisine müdahale edilmesinin önüne geçer. Bu sayede, bilirkişinin rolü, delilleri teknik açıdan analiz edip hâkime sunmakla sınırlı kalır ve hâkim bu teknik veriler ışığında kendi hukuki değerlendirmesini yapar. Bu, hem yargı yetkisinin devredilmezliği ilkesini korur hem de bilirkişilik kurumunun uzmanlık gerektiren gerçek işlevine dönmesini sağlar.