CMK m.63 uyarınca 'hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda' bilirkişiye başvurulamayacağı ilkesini, maddenin gerekçesi ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda yorumlayınız. Bir ceza davasında, 'fiilin hangi suçu oluşturduğu' konusunda bilirkişi raporu alınması bu ilkeye aykırılık teşkil eder mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #48967

CMK m.63/1, bilirkişiye başvurmanın sınırlarını çizen temel bir ilke ortaya koymaktadır. Buna göre, çözümü uzmanlık, özel veya teknik bilgi gerektirmeyen, bunun yerine hâkimin genel kültür bilgisi, tecrübesi veya sahip olması beklenen hukuki bilgisi ile çözümlenebilecek konularda bilirkişiye gidilemez. Bu kuralın amacı, maddenin gerekçesinde de belirtildiği gibi, 'bilirkişi adaleti' olarak adlandırılan ve yargısal yetkinin fiilen bilirkişilere devredilmesi sonucunu doğuran uygulamaların önüne geçmektir. Yargılamanın esas sahibi olan hâkimin, hukuki niteleme yapma görevini bir başkasına, özellikle de bilirkişiye devretmesi kabul edilemez. Bu bağlamda, bir ceza davasında 'fiilin hangi suçu oluşturduğu' konusunda bilirkişi raporu alınması, bu ilkeye açıkça aykırılık teşkil eder. Fiilin hukuki vasıflandırmasını yapmak, yani mevcut delillere göre eylemin TCK'daki hangi suç tanımına uyduğunu belirlemek, münhasıran hâkimin görevidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun da kararlarında (örn: 27.04.2010 tarihli ve 174–92 sayılı karar) vurguladığı gibi, hukuki sorunun çözümüne ilişkin konularda bilirkişiye başvurulamaz. Bilirkişinin rolü, hâkimin hukuki bilgiyle çözemeyeceği teknik (örn: balistik inceleme, DNA analizi, muhasebe kayıtları) veya özel uzmanlık (örn: akıl sağlığı, yabancı dil çevirisi) gerektiren alanlarda ona veri sunmak ve delilleri değerlendirmesine yardımcı olmaktır, hukuki karar vermek değildir.