Haksız tahrikin varlığı konusunda hataya düşen bir failin hukuki durumu ne olur? Failin, haksız tahrikin maddi şartlarının oluştuğunu zannederek suç işlemesi halinde TCK m.29'dan yararlanıp yararlanamayacağını, 'kaçınılabilir' ve 'kaçınılmaz' hata ayrımı çerçevesinde tartışınız.
Haksız tahrikin varlığı konusunda hataya düşülmesi, yani failin somut olayda haksız tahrik unsurları olmamasına rağmen, var olduğunu zannederek hiddet veya şiddetli elem altında suç işlemesi mümkündür. Bu durum, TCK m.30'da düzenlenen 'hata' hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. Haksız tahrik, kusurluluğu azaltan bir neden olduğundan, bu durumun koşullarında hataya düşmek, bir 'hukuka uygunluk nedeninin maddi şartlarında hata' (TCK m.30/1) gibi değerlendirilir. Makalede belirtildiği ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun bir kararında (YCGK- K.2013/622) da vurgulandığı üzere, eğer failin bu hatası 'kaçınılmaz' ise, yani failin kişisel özellikleri, içinde bulunduğu koşullar dikkate alındığında, gerekli dikkat ve özeni gösterse dahi bu hatadan kurtulamayacağı anlaşılıyorsa, fail haksız tahrik hükümlerinden (TCK m.29) yararlanır. Örneğin, daha önce kendisine defalarca saldırmış olan hasmının, karanlık bir sokakta elini aniden beline attığını görmesi üzerine, silah çekeceği zannıyla paniğe kapılarak suç işleyen failin durumu kaçınılmaz bir hata olarak değerlendirilebilir. Ancak, eğer hata 'kaçınılabilir' nitelikteyse, yani fail biraz daha dikkatli ve özenli davransaydı haksız tahrik koşullarının oluşmadığını anlayabilecek idiyse, bu hatasından yararlanamaz ve haksız tahrik indirimi uygulanmaz.