Haksız tahrikin (TCK m.29) uygulanabilmesi için aranan 'tepki fiilinin, tahrik eden zararına işlenmesi' şartını, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 11.03.2014 tarihli kararı (2013/1-441 E., 2014/123 K.) çerçevesinde analiz ediniz. Mağdurun bir yakını tarafından gerçekleştirilen haksız fiil, mağdura karşı işlenen suçta sanık lehine haksız tahrik nedeni oluşturur mu?
TCK m.29'da düzenlenen haksız tahrikin uygulanabilmesi için aranan temel şartlardan biri, haksız fiile tepki olarak işlenen suçun, o haksız fiili gerçekleştiren kişiye veya onun hukuken korunan bir değerine (örn. malına) yönelmiş olmasıdır. Yani, tahrik eden ile tepki suçunun mağduru aynı kişi olmalıdır. Makalede atıf yapılan Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 11.03.2014 tarihli ve 2013/1-441 E., 2014/123 K. sayılı kararı bu ilkeyi net bir şekilde vurgulamaktadır. Kararda, 'Mağdurun yakını dahi olsa, üçüncü bir kişi tarafından gerçekleştirilen haksız fiil, mağdura yönelik işlenen suç bakımından haksız tahriki oluşturmayacaktır. Hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında işlenen suçun da, haksız fiili gerçekleştiren kişinin zararına işlenmiş olması gerekmektedir' denilmektedir. Dolayısıyla, bir kişinin yakınının (örn. kardeşinin) bir başkasına karşı haksız bir fiilde bulunması, bu fiilden etkilenen kişinin gelip haksız fiilde bulunanın kardeşi olan mağdura karşı bir suç işlemesi durumunda, sanık haksız tahrik indiriminden yararlanamaz. Çünkü tepki, haksız fiilin kaynağı olan kişiye değil, onunla ilgisi olmayan üçüncü bir kişiye yönelmiştir. Bu kuralın amacı, haksız tahrikin bir intikam veya öç alma aracına dönüşmesini engellemek ve tepkinin sadece haksızlığın kaynağına yönelmesini sağlamaktır.