Yargıtay içtihatlarına göre, TCK m.29'da düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin, olası kast ile işlenen suçlarda uygulanması mümkün müdür? Bu konudaki hukuki dayanağı ve Yargıtay'ın yaklaşımını, makalede belirtilen emsal kararlar üzerinden açıklayınız.
Evet, Yargıtay içtihatlarına göre haksız tahrik hükümlerinin olası kast ile işlenen suçlarda uygulanması mümkündür. Makalede atıf yapılan Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 05.10.2010 tarihli ve 2010/1-132 E., 2010/183 K. sayılı kararı bu durumu açıkça ortaya koymaktadır. Bu kararda, kendisine küfür olarak algıladığı bir hareket yapan motosiklet sürücüsünü arabasıyla sıkıştırarak ölümüne neden olan sanığın eylemi 'olası kastla öldürme' olarak kabul edilmiş ve mağdurun hareketinin 'haksız tahrik' oluşturduğu, 'olası kastla işlenen suçlarda haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasına engel bulunmadığı' tespit edilmiştir. Benzer şekilde, YCGK'nın 01.04.2014 tarihli, 2013/1-484 E., 2014/162 K. sayılı kararında da, kendisini dolandıran mağduru takip edip aracına çarparak ölümüne neden olan sanığın eyleminin 'olası kastla öldürme' olduğu kabul edilirken, Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin bozma kararının, olası kastla hareket eden sanığa haksız tahrik hükümlerinin (TCK m.29) uygulanmaması olduğu belirtilmiştir. Bu kararlar, haksız tahrikin kusurluluğu azaltan bir neden olduğunu ve bu etkinin failin kastının doğrudan veya olası olmasıyla ortadan kalkmadığını göstermektedir. TCK m.29, 'suç işleyen kimse'den bahsetmekte, suçun manevi unsurunun türü açısından bir sınırlama getirmemektedir. Bu nedenle, haksız bir fiilin yarattığı hiddet veya şiddetli elem altında, neticeyi 'olursa olsun' diyerek kabullenen failin kusurunun da bu hiddetten etkilendiği kabul edilmektedir.