Makalede yazar, 'olası kast' müessesesinin TCK'dan kaldırılması ve bu hallerin 'bilinçli taksir' kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunmaktadır. Yazarın bu önerisinin ardındaki temel gerekçeler nelerdir ve bu önerinin ceza adaleti sistemi açısından olası pozitif ve negatif sonuçları ne olabilir? Tartışınız.
Yazar, 'Kastın Muhtemeli Olur Mu' başlıklı makalede olası kastın kaldırılmasını önermektedir. Yazarın temel gerekçeleri şunlardır: 1) Teorideki farkın pratikte somut ölçütlerle ayrıştırılmasının zorluğu. 2) 'Kast' müessesesinin özünü zedelediği, çünkü kastın temel unsurunun 'neticeye yönelik istek' olduğu, olası kastta ise bu isteğin şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilemediği. 3) Olası kastın esasında 'yoğunlaşmış taksir', yani bilinçli taksirin bir türü olduğu. Yazar, düğünde havaya ateş etme, ters yönde araç kullanma gibi örneklerle bu iki kavram arasındaki çizginin keyfiliğe yol açabileceğini belirtmektedir. Bu önerinin pozitif sonucu, uygulamada yeknesaklığı artırmak ve failin iç dünyasına ilişkin ispat zorluklarından kaynaklanan farklı kararların önüne geçmek olabilir. Ancak negatif sonuçları daha ağır basabilir. Olası kast, neticeye kayıtsız kalan failin kusurunun, neticeyi istemeyen ve engellemeye çalışan failin kusurundan daha ağır olduğunu kabul eden bir derecelendirme sağlar. Olası kastın kaldırılması, bu iki farklı kusur derecesini aynı potada eriterek, neticeyi umursamayan failin daha az ceza almasına yol açabilir ve bu durum adalet duygusunu zedeleyebilir. Ayrıca, TCK m.21/2'de olası kast için öngörülen ceza indirimi, kanun koyucunun bu durumu doğrudan kasttan daha hafif, ancak bilinçli taksirden daha ağır bir kusurluluk hali olarak gördüğünü göstermektedir.