6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinde sayılan yayın hizmeti ilkelerinden olan 'toplumun milli ve manevi değerlerine... aykırılık', RTÜK tarafından denetlenirken, bu kavramların soyutluğu ve belirsizliği, hangi temel hukuk ilkesi açısından sorun yaratabilir?
Bu kavramların soyutluğu ve belirsizliği, temel olarak 'hukuki belirlilik' ve 'öngörülebilirlik' ilkeleri açısından ciddi sorunlar yaratabilir. Bu ilkeler, 'hukuk devleti' ilkesinin (Anayasa m.2) temel unsurlarıdır. Hukuki belirlilik, bir kanun hükmünün, bireylerin ve kurumların, hangi davranışlarının hukuka aykırı sayılacağını ve ne gibi sonuçlarla karşılaşacaklarını makul bir kesinlikle öngörebilmelerine olanak tanıyacak kadar açık ve net olmasını gerektirir. 'Milli ve manevi değerler' gibi kavramlar, son derece soyut, sübjektif ve zamanla değişebilen kavramlardır. Bu kavramların içeriğinin kanunla veya yerleşik, objektif içtihatlarla net bir şekilde tanımlanmamış olması, RTÜK'e çok geniş bir takdir yetkisi tanır. Bu durum, RTÜK'ün bu yetkiyi, siyasi veya ideolojik tercihlere göre, keyfi ve öngörülemez bir şekilde kullanması riskini doğurur. Bir yayıncı, hangi ifadenin 'milli ve manevi değerlere aykırı' sayılıp sayılmayacağını önceden kestiremeyeceği için, otosansür uygulamaya yönelebilir. Bu da ifade ve basın hürriyetini orantısız bir şekilde kısıtlar. Bu nedenle, bu tür soyut kavramlara dayalı yaptırımlar, hukuki belirlilik ilkesiyle ve dolayısıyla hukuk devleti ilkesiyle çelişme potansiyeli taşır.