5237 sayılı TCK'ya göre, bir fiilin 'taksirle' işlenmesi ile 'kastla' işlenmesi, suçtan doğan 'dava zamanaşımı' süresini (TCK m.66) etkiler mi?
Hayır, doğrudan etkilemez. TCK m.66'da düzenlenen dava zamanaşımı süreleri, suçun manevi unsuruna (kast/taksir) göre değil, o suç için kanunda öngörülen 'cezanın ağırlığına' göre belirlenir. Kanun, 'ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl', 'müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl', 'yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl' gibi, cezanın üst sınırına göre kademeli zamanaşımı süreleri öngörmüştür. Bir suçun taksirli hali, genellikle kasıtlı haline göre daha hafif bir ceza öngördüğü için, bu durum dolaylı olarak zamanaşımı süresini de daha kısa hale getirir. Ancak bu, kast veya taksirin kendisinden değil, bağlı oldukları ceza miktarından kaynaklanan bir sonuçtur. Örneğin, kasten öldürme (m.81) müebbet hapis gerektirdiği için zamanaşımı 25 yıldır. Taksirle öldürmenin (m.85) üst sınırı 6 yıl (nitelikli halde 15 yıl) olduğu için, zamanaşımı süresi de bu ceza miktarına göre (5 yıldan fazla-20 yıldan az ise 15 yıl) belirlenir. Yani belirleyici olan, kusurun türü değil, o kusurluluk şekline bağlanan cezanın süresidir.