5237 sayılı TCK'nın 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçunun 'cebir ve şiddet kullanarak' işlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu 'cebir ve şiddet' unsurunun, suçun icra edildiği sırada üçüncü kişilere (sivil halk, güvenlik güçleri) yönelmesi zorunlu mudur, yoksa devletin kurumlarına veya mallarına yönelik cebir ve şiddet de bu kapsamda mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #48899

'Cebir ve şiddet' unsuru, geniş yorumlanmalıdır ve sadece kişilere yönelik fiziki veya manevi zorlamayı değil, aynı zamanda devletin işleyişini sağlayan kurumlara veya mallara yönelik, Anayasal düzeni ortadan kaldırma amacına hizmet eden her türlü zorlayıcı eylemi de kapsar. Yargıtay'ın 15 Temmuz darbe girişimi davalarındaki kararlarında da bu geniş yorum benimsenmiştir. Bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin veya Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin bombalanması, stratejik köprülerin veya havalimanlarının tanklarla kapatılması, iletişim altyapısının tahrip edilmesi gibi eylemler, kişilere doğrudan yönelmemiş olsa bile, devletin egemenlik gücünü ve Anayasal düzenin fiilen uygulanmasını zorla engellemeye yönelik oldukları için, TCK m.309'un aradığı 'cebir ve şiddet' unsurunu oluşturur. Bu eylemler, Anayasal düzenin kendisini ayakta tutan kurumsal yapıya yönelik bir şiddettir ve kişilere yönelik şiddetten daha az vahim değildir. Dolayısıyla, cebir ve şiddetin doğrudan kişilere yönelmesi zorunlu değildir.