5237 sayılı TCK'ya göre, bir suçun 'olası kastla' işlenmesi, failin cezasında indirimi gerektirirken (TCK m.21/2), bu durum haksız fiil sorumluluğu (tazminat) açısından da bir indirim nedeni sayılır mı?
Hayır, sayılmaz. Ceza hukuku ile özel hukuk (borçlar hukuku) sorumlulukları birbirinden farklı ilkelere dayanır. Ceza hukukunda, kusurun türü ve derecesi (doğrudan kast, olası kast, bilinçli taksir, basit taksir), verilecek cezanın bireyselleştirilmesinde temel bir rol oynar ve kanun, olası kast halinde cezada indirim öngörmüştür. Ancak, borçlar hukukundaki haksız fiil sorumluluğunda temel amaç, ortaya çıkan 'zararın tam olarak giderilmesi'dir (tam tazmin ilkesi). Türk Borçlar Kanunu'na göre, haksız fiilden doğan zararın tazmininde, failin kusurunun 'kast' veya 'ihmal' (taksir) olması yeterlidir. Kusurun türü (olası kast veya doğrudan kast), kural olarak tazminatın miktarını etkilemez. Hâkim, tazminat miktarını belirlerken, kusurun ağırlığını bir indirim veya artırım nedeni olarak dikkate alabilir (TBK m.51), ancak bu, TCK'daki gibi zorunlu bir indirim değildir. Dolayısıyla, olası kastla birine zarar veren kişi, ceza davasında indirimli ceza alsa bile, hukuk davasında ortaya çıkan zararın tamamını ödemekle yükümlü tutulur.