5237 sayılı TCK'ya göre, kasten yaralama suçunda (m.86), mağdurun 'rıza'sı fiili hukuka uygun hale getirir mi? Örneğin, iki kişinin anlaşarak dövüşmesi (düello benzeri bir durum) veya sado-mazoşist bir ilişki çerçevesinde birinin diğerini yaralaması durumunda, yaralayan kişinin cezai sorumluluğu ne olur?
Mağdurun rızası, kişinin üzerinde 'mutlak surette tasarruf edebileceği' haklara ilişkin olduğunda bir hukuka uygunluk nedenidir. Ancak, kişinin yaşam hakkı ve vücut bütünlüğü, üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği haklardan sayılmaz. TCK m.26/2, 'Kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez' demektedir. Vücut bütünlüğü, kamu düzenini de ilgilendiren ve kısmen korunmuş bir haktır. Bu nedenle, kasten yaralama suçunda mağdurun rızası, fiili tamamen hukuka uygun hale getirmez. Yargı içtihatları ve doktrindeki genel kabul, rızanın, ancak 'basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek' nitelikteki (TCK m.86/2) yaralamalarda, fiili hukuka uygun hale getirebileceği yönündedir. Örneğin, sportif faaliyetler (boks maçı) veya tıbbi müdahaleler (ameliyat) bu kapsamdadır. Ancak, TCK m.86/1 veya m.86/3'teki gibi kemik kırığına veya daha ağır sonuçlara yol açan yaralamalarda, mağdurun rızası fiili hukuka uygun kılmaz. Anlaşmalı dövüş veya sado-mazoşist ilişkide, eğer yaralama basit tıbbi müdahale sınırını aşmışsa, yaralayan kişi kasten yaralama suçundan sorumlu tutulur. Mağdurun rızası, ancak TCK m.61 uyarınca temel cezanın belirlenmesinde bir takdir unsuru olarak dikkate alınabilir.