2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 1. maddesi, idari yargılamada 'yazılı yargılama usulü'nün uygulanacağını ve 'incelemenin evrak üzerinde' yapılacağını belirtmektedir. Bu ilkenin, ceza yargılamasındaki 'sözlülük', 'doğrudan doğruyalık' ve 'yüz yüzelik' ilkeleriyle karşılaştırıldığında temel farkları nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #48855

İki yargılama usulü arasındaki temel farklar, delillerin toplanma ve değerlendirilme biçiminde yatar: 1) İdari Yargı (Yazılılık): Temel materyal, dava ve cevap dilekçeleri ile idarenin işlem dosyası gibi 'yazılı belgeler'dir. Mahkeme, kararını bu evrak üzerinden verir. Duruşma istisnadır ve tanık dinlenmez. Delillerin doğrudan doğruya mahkeme önünde tartışılması kural değildir. Mahkemenin re'sen araştırma yetkisi, genellikle yeni belge ve bilgi istemekle sınırlıdır. 2) Ceza Yargılaması (Sözlülük, Doğrudan Doğruyalık, Yüz Yüzelik): Temel ilke, delillerin duruşmada, tarafların ve hakimin huzurunda, 'sözlü' olarak ortaya konulması ve tartışılmasıdır. Hakim, kararını sadece duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir (doğrudan doğruyalık ilkesi). Tanıklar, sanık, mağdur ve bilirkişiler doğrudan dinlenir; onların beyanları, tavırları ve samimiyetleri hakim tarafından bizzat gözlemlenir (yüz yüzelik ilkesi). Kısacası, idari yargı 'belgeye dayalı' ve 'dolaylı' bir inceleme yaparken, ceza yargısı 'duruşmaya dayalı' ve 'doğrudan' bir inceleme yapar. Bu, ceza yargılamasının kişilerin özgürlüğüyle ilgili olmasının getirdiği bir güvencedir.