6112 sayılı Kanun, RTÜK'e yayınları denetleme ve yaptırım uygulama yetkisi vermektedir. Bu yetkinin kullanımı, Anayasa'nın 26. (ifade hürriyeti) ve 28. (basın hürriyeti) maddeleriyle nasıl bir denge içinde olmalıdır? Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 28.06.2018 tarihli kararı bu denge hakkında ne söylemektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #48850

RTÜK'ün denetim yetkisi ile ifade ve basın hürriyeti arasındaki denge, demokratik bir toplumun temelini oluşturur. İfade ve basın hürriyeti mutlak değildir; kamu düzeni, genel ahlak, başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması gibi meşru amaçlarla, kanunla ve ölçülü bir şekilde sınırlandırılabilir. 6112 sayılı Kanun, bu sınırlandırmanın yasal çerçevesini çizer. Ancak RTÜK, bu yasal yetkiyi kullanırken, hürriyeti ortadan kaldıracak veya aşırı derecede daraltacak şekilde hareket edemez. Makalede atıf yapılan Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 28.06.2018 tarihli, 2016/1087 E. sayılı kararında da bu dengeye vurgu yapılmıştır. Kararda, 'düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanmasında söz konusu hakkın özüne dokunulmamasına özen gösterilmesi gerektiği, bu bakımdan sınırlama yapılırken adil ve ölçülü bir dengenin kurulmasının zorunluluk arz ettiği' belirtilmiştir. Bu, RTÜK'ün, bir yayını denetlerken, sadece kanundaki lafzı değil, aynı zamanda ifadenin bütününü, bağlamını, kamusal tartışmaya katkısını ve eleştiri hakkının sınırlarını da gözeterek, 'ölçülülük' ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalması gerektiği anlamına gelir. Yaptırım, hürriyeti caydırıcı bir baskı aracına dönüşmemelidir.