Yazarın 'Kastın Muhtemeli Olur Mu?' başlıklı makalesinde, 'kastın yoğunlaşması'na 'tasarlama', 'taksirin yoğunlaşması'na ise 'bilinçli taksir' denildiği belirtilmektedir. Bu analojiye göre, yazar 'olası kast'ı bu skalada nereye yerleştirmekte ve neden eleştirmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #48842

Yazar, bu analojiyi kullanarak, ceza hukuku sistematiğinde 'kast' ve 'taksir' olmak üzere iki temel kusurluluk şekli olduğunu ve her birinin kendi içinde yoğunlaşabileceğini savunmaktadır. Bu skalaya göre: 1) Basit Taksir -> Yoğunlaşmış Taksir (Bilinçli Taksir) ve 2) Doğrudan Kast -> Yoğunlaşmış Kast (Tasarlama). Yazar, 'olası kast'ı bu ikili yapıya uymayan, yapay ve sorunlu bir ara kategori olarak görmektedir. Ona göre, 'olası kast' olarak tanımlanan durum, yani neticenin öngörülüp istenmemesi ama kabullenilmesi, aslında 'kast' değil, 'taksirin en yoğun hali'dir. Yazar, 'taksirin yoğun halini ikiye ayırıp, kasta yakın olanına olası kast demek yerine', bu durumun bütünüyle 'bilinçli taksir' kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunmaktadır. Eleştirisinin temelinde, 'isteme' unsurunu içermeyen bir durumun 'kast' olarak adlandırılmasının, kast kavramının tanımını ve unsurlarını bozduğu ve sırf cezai sorumluluğu artırmak amacıyla yaratılmış, sistemsel olarak tutarsız bir kurum olduğu düşüncesi yatmaktadır.