5237 sayılı TCK'ya göre, 'suça iştirak' formlarından olan 'müşterek faillik' (m.37) ile 'dolaylı faillik' (m.37/2) arasındaki temel fark, failin suçun icrası üzerindeki hakimiyeti açısından nasıl açıklanır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #48838

İki faillik türü arasındaki temel fark, failin suçu işlerken kullandığı araç ve fiil üzerindeki hakimiyetin niteliğidir. 1) Müşterek Faillik (TCK m.37/1): Bu durumda, birden fazla kişi, ortak bir suç işleme kararıyla, fiilin icrası üzerinde 'birlikte' bir hakimiyet kurarlar. Her bir suç ortağı, planın bir parçası olarak, suçun işlenişine fonksiyonel bir katkı sağlar ve fiilin işlenişini diğerleriyle birlikte kontrol eder. Burada bir 'hakimiyet paylaşımı' söz konusudur. Failler, birbirlerini araç olarak kullanmazlar, yan yana, birlikte hareket ederler. 2) Dolaylı Faillik (TCK m.37/2): Bu durumda ise bir kişi, başka bir kişiyi 'araç' olarak kullanarak suçu işler. Asıl fail (perde arkasındaki kişi), fiili bizzat işlemeyip, fiil üzerinde 'araç olarak kullandığı kişi' vasıtasıyla bir hakimiyet kurar. Buna 'irade hakimiyeti' denir. Araç olarak kullanılan kişinin, kusur yeteneği olmayabilir (akıl hastası, çocuk) veya bir hata içinde olabilir ya da zorlanmış olabilir. Örneğin, bir hemşireye, içeriğini bilmediği zehirli bir ilacı 'vitamin' diyerek hastaya enjekte ettiren kişi, hemşireyi bir araç olarak kullandığı için suçun 'dolaylı faili' olur. Burada hakimiyet paylaşılan değil, bir başkasının iradesi üzerinde kurulan bir hakimiyettir.