Yazarın 'Kastın Muhtemeli Olur Mu?' başlıklı makalesinde, olası kast müessesesinin TCK'dan kaldırılması ve 'taksir' kapsamında incelenmesi gerektiği yönündeki temel argümanı, ceza hukukunun hangi temel ilkesine dayanmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #48833

Yazarın bu argümanı, ceza hukukunun temel ilkelerinden olan 'kusur ilkesi' (kusursuz ceza olmaz) ve bunun bir uzantısı olan 'kast' ve 'taksir' ayrımının netliğine dayanmaktadır. Yazar, TCK m.21/1'de kastın, 'suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi' olarak tanımlandığını, dolayısıyla 'isteme' unsurunun kastın zorunlu bir parçası olduğunu vurgulamaktadır. Olası kastta ise failin neticeyi 'istemediği', sadece 'kabullendiği' kabul edilmektedir. Yazar, 'isteme' unsurunun bulunmadığı bir durumda 'kast'tan bahsedilemeyeceğini, bu durumun kast müessesesinin özünü zedelediğini savunmaktadır. Ona göre, failin neticeye yönelik bir 'isteği' yoksa, sorumluluğu ancak taksir kapsamında değerlendirilebilir. Olası kast olarak adlandırılan durumun, aslında 'yoğunlaşmış bir taksir' (bilinçli taksirin bir türü) olduğunu ve sırf cezayı artırmak amacıyla kast kurumunun tanımının bozulmaması gerektiğini ileri sürmektedir. Bu, 'şahsi kusur sorumluluğu' ilkesinin net ve öngörülebilir bir şekilde uygulanması talebine dayanır.