TCK m.22/3 ve gerekçesinde bilinçli taksir, 'failin ... öngördüğü, fakat gerçekleşmesini istemediği, olmayacağını düşündüğü, hatta kendi bilgi ve becerisi ile önleyeceğine inandığı netice' olarak tanımlanmıştır. Bu tanım ile olası kast arasındaki temel psikolojik ayrım nedir? Failin 'kişisel becerisine güvenmesi' bu ayrımda nasıl bir rol oynar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #48824

İki kusurluluk şekli arasındaki temel psikolojik ayrım, failin, öngördüğü neticenin gerçekleşme ihtimaline karşı takındığı iradi tutumdur. 1) Bilinçli Taksir: Fail, neticenin gerçekleşebileceğini öngörür, ancak bu sonucu 'istemez'. Neticenin gerçekleşmeyeceğine dair (şansa, talihe veya kendi becerisine dayanarak) bir 'güven' veya 'inanç' içindedir. 'Kişisel becerisine güvenmesi' bu noktada kilit bir rol oynar. Fail, 'Ben bu tehlikeli hareketi yaparım ama o kadar yetenekliyim ki, istenmeyen sonucun ortaya çıkmasını engellerim' diye düşünür. Örneğin, çok usta bir sürücünün tehlikeli bir sollama yaparken 'Ben bu aracı toparlarım, kaza olmaz' diye düşünmesi. Burada bir 'umursamazlık' değil, 'aşırı bir özgüven' ve 'risk alma' durumu vardır. 2) Olası Kast: Fail, neticenin gerçekleşebileceğini öngörür ve bu sonucun gerçekleşip gerçekleşmemesi konusunda 'kayıtsızdır'. Neticenin gerçekleşmeyeceğine dair bir güveni yoktur; tam tersine, 'olursa olsun' diyerek sonucu kabullenir. Burada bir 'aşırı özgüven' değil, 'sonuca karşı kayıtsızlık' ve 'göze alma' durumu vardır. Kısacası, bilinçli taksirde 'bir şey olmaz' özgüveni, olası kastta ise 'olursa olsun' kayıtsızlığı hakimdir.