6112 sayılı Kanun m.6/1, 'Yayın hizmetlerinin içeriğine ve yayımlanmasına önceden müdahale edilemez ve yayınların içeriği önceden denetlenemez' hükmünü amirdir. Bu 'sansür yasağı', devletin veya RTÜK'ün yayınlar yapıldıktan sonra içerik denetimi yapmasına ve yaptırım uygulamasına engel midir?
Hayır, engel değildir. Sansür yasağı, Anayasa'nın 28. maddesinde de güvence altına alındığı gibi, bir yayının (gazete, kitap, TV programı vb.) kamuoyuyla buluşmasından 'önce' devlet organları tarafından denetlenmesini, içeriğine müdahale edilmesini veya yayınlanmasının engellenmesini yasaklar. Bu, 'önleyici' bir denetim yasağıdır. 6112 sayılı Kanun'daki denetim ve yaptırım mekanizması ise 'sonradan' (repressif) bir denetimdir. Yani, RTÜK, yayın yapıldıktan sonra, o yayının kanundaki ilkelere (m.8) uygun olup olmadığını denetler. Eğer bir ihlal tespit ederse, m.32'deki idari yaptırımları uygular. Bu, sansür değil, hukuka aykırı bulunan bir fiile karşı, kanunun öngördüğü bir yaptırımın uygulanmasıdır. Dolayısıyla, sansür yasağı, yayın sonrası denetim ve hukuki sorumluluk rejimini ortadan kaldırmaz. Makalede eleştirilen husus, bu sonradan denetimin ve özellikle m.6/4'teki objektif sorumluluk anlayışının, yayıncılar üzerinde yarattığı 'caydırıcı etki' (chilling effect) nedeniyle fiilen bir 'otosansüre' yol açması ve sansür benzeri bir sonuç doğurmasıdır.