5237 sayılı TCK m. 106/1'in ilk cümlesinde düzenlenen tehdit suçu (hayata, vücut bütünlüğüne yönelik) ile TCK m.86/2'de düzenlenen ve 'etkili eylem' olarak bilinen kasten yaralama suçu arasındaki ilişkiyi, özellikle tek bir fiille her iki sonucun da hedeflenmesi durumunda 'fikri içtima' (TCK m.44) açısından değerlendiriniz.
Bir failin, tek bir fiille (örneğin, mağdurun yüzüne yumruk atarken aynı anda 'seni öldüreceğim' demesi) hem kasten yaralama suçunu hem de tehdit suçunu işlemesi durumunda, TCK m.44'te düzenlenen 'fikri içtima' kuralı uygulanır. Fikri içtima, tek bir fiille birden fazla farklı suçun işlenmesi halinde, faile bu suçlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı ceza verilmesini öngörür. Kasten yaralamanın temel hali (TCK m.86/1) ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek yaralama hali (TCK m.86/2), tehdidin temel haline (TCK m.106/1-c.1) göre genellikle daha ağır cezalar öngörür. Bu durumda, fail, tek bir fiille hem yaralama hem de tehdit suçunu işlediği için, fikri içtima kuralı gereği, sadece daha ağır olan kasten yaralama suçundan cezalandırılır. Tehdit suçu, kasten yaralama suçu içinde erimiş sayılır. Ancak, eğer tehdit, yaralama fiilinden ayrı ve bağımsız bir fiille işlenmişse (örneğin, yumruk attıktan sonra, olay bitip aradan zaman geçince telefonla arayıp tehdit etmek), o zaman iki ayrı suç oluşur ve 'gerçek içtima' kuralları gereği her iki suçtan da ayrı ayrı ceza verilir.