5237 sayılı TCK'ya göre, bir kimsenin, kendisi hakkında başlatılan bir ceza soruşturmasında, gerçeğe aykırı olarak suçu bir başkasının işlediğini söylemesi hangi suçu oluşturur? Bu eylemin 'iftira' (TCK m.267) suçundan farkı nedir?
Bir sanığın veya şüphelinin, sırf kendisini cezadan kurtarmak amacıyla suçu işlemediğini bildiği bir başkasının üzerine atması, TCK m.267'de düzenlenen iftira suçunu oluşturur. Yargıtay'ın eski içtihatları bu konuda 'savunma hakkı' kapsamında daha müsamahakar bir tutum sergilese de, yerleşik güncel içtihatlar, savunma hakkının başkasının masumiyet karinesini ve adliyeye karşı suçları ihlal edecek şekilde sınırsız olmadığını kabul etmektedir. Fail, yetkili makamlara (polis, savcı, hakim) hitaben, masum olduğunu bildiği bir kişiye, hakkında soruşturma/kovuşturma başlatılacağını bilerek ve isteyerek suç isnat etmektedir. Bu durum, iftira suçunun tüm unsurlarını (maddi ve manevi) taşır. Sanığın amacının kendini kurtarmak olması (saik), suçun kastını ortadan kaldırmaz. Dolayısıyla, bu eylem 'susma hakkı' veya 'savunma hakkı' kapsamında kalmaz, doğrudan TCK m.267'deki iftira suçunu oluşturur.