5237 sayılı TCK'ya göre, 'haksız tahrik' altında suç işleyen bir failin, mağdura yönelik eylemi, TCK m. 27/2'de düzenlenen 'meşru savunmada sınırın aşılması' haliyle karıştırılabilir. Bu iki durum arasındaki temel fark nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #48754

İki durum arasındaki temel fark, eylemin başlangıcındaki hukuki durum ve failin iradesidir. 1) Meşru Savunmada Sınırın Aşılması (TCK m.27/2): Bu durumda, eylemin başlangıcı hukuka uygundur. Yani fail, kendisine veya başkasına yönelmiş haksız bir saldırıya karşı 'meşru savunma' koşulları içinde tepki vermeye başlamıştır. Ancak, bu savunmayı yaparken 'korku, panik veya heyecan' nedeniyle, savunma için gerekli olan 'orantı' ilkesini aşmıştır. Örneğin, kendisine yumrukla saldıran birini, panikleyip defalarca bıçaklaması gibi. Burada başlangıçta bir savunma hakkı vardır, ancak sınır aşılmıştır. Bu durumda faile ceza verilmez veya cezasında indirim yapılır. 2) Haksız Tahrik (TCK m.29): Bu durumda ise eylemin başlangıcı hukuka aykırıdır. Fail, bir meşru savunma durumunda değildir. Genellikle, kendisine yönelen ve bitmiş olan bir haksız fiilin yarattığı 'hiddet veya şiddetli elem' altında, bir tepki suçu işlemektedir. Eylem, bir savunma değil, bir karşı saldırı veya öç alma niteliğindedir. Bu nedenle fiil suç olmaya devam eder, sadece failin kusuru azaldığı için cezasında indirim yapılır. Kısacası, birinde hukuka uygun başlayan bir eylemde sınır aşılırken, diğerinde baştan itibaren hukuka aykırı bir tepki eylemi vardır.